15 Eylül 2009 Salı

Emilie Simon - Dreamland

Emilie Simon'u, yaptığı müziği ve kliplerini pek sevdiğimden daha önce de bahsetmiştim. İşte yeni parçası ve videosuyla yine karşımızda, keyifi seyirler...

video
Director: Asif Mian
DP: Zak Mulligan
Art Director: Angelique Clark
Stylist: Jennifer Church-Beckett
Production Company: 1st Ave Machine / Warm & Fuzzy
Executive Producers Serge Patzak & Edward Grann
Live-Action Producer: Rich Hutchins
Post Producer: Crystal Campbell
Head of Development: Claire Mitchell
Lead CG Artist: Mike Merron
Editor: Adele Pham

25 Temmuz 2009 Cumartesi

U2 - I’ll Go Crazy If I Don’t Go Crazy Tonight

U2 - I'll Go Crazy If I Don't Go Crazy Tonight from David OReilly on Vimeo.

28 Haziran 2009 Pazar

Koop, Summer Sun

Blogumuzun sevilen müzisyenlerinden, isveç'li elektronik caz grubumuz Koop bu güzel yaz gününde yine sizlerle. Her ne kadar burada her an yağmur yağacakmış gibi dursa da Summer Sun bu pazar günü sevgili Müge Cerman için gelsin. Afiyet olsun...

09 Haziran 2009 Salı

Dave Brubeck, Blue Rondo A La Turk


Dave Brubeck - Blue Rondo A La Turk
Yükleyen savelonp. - See the latest featured music videos.

Dave Brubeck Quartet'in 1987'de Montreal Caz festivalinde çaldıkları bu güzel parça, Brubeck Quartet'in 1959 yılında çıkardığı "timeout" albümünden. Videoda Dave Brubeck quartet'e (
Dave Brubeck, Bill Smith, Chris Brubeck, Randy Jones) Montreal Senfoni Orkestrası eşlik etmekte. Afiyet olsun efendim...

10 Mayıs 2009 Pazar

SansüreSansür Yay! Hareketi



Link: SansüreSansür 01



Link: SansüreSansür 02



Yay! Hareketi, adı üstünde, yaymaktan geliyor. Sanal ortamda, gerçek hayatta, elimizden geldiğince tepkimizi yaymak anlamını içeriyor.
Bu doğrultuda, elimizde çeşitli malzemelerimiz ve yönetmen arkadaşımız İlkay Kopan’ın çektiği videolarımız var. 11 Mayıs itibariyle, videolarımızı, manifestomuzla beraber bloglarımızda yayınlayarak, ortak bir mesaj vermeyi hedefliyoruz. Aynı gün, aynı mesajla ortaya atılarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi amaçlıyoruz.

Link: SansüreSansür 03



Öte yandan, videolar ve banner’lar sanalda yayılırken, gerçek hayatta da boş durmuyoruz tabii ki. Tepkimizi internetten çıkarıp, dışarıda da göstermek için poster ve sticker gibi malzemelerimizden faydalanacağız. Amaç belli: Sansür, her yerde karşınıza çıkabilir. Malzemeler de bu doğrultuda hazırlandı, boşlukları malzemeyi kullandığınız yere göre yazabilirsiniz.

Örneğin, posteri bir restorana astınız, boşluğu “Bu restorana erişim engellenmiştir” şeklinde doldurabilirsiniz.Bu fikirden hareketle aklınıza yeni bir malzeme fikri gelirse, atış serbest. Neler mi olabilir? Tribünlerde “bu tribüne erişim engellenmiştir” pankartı açmak olabilir, yine mecrasına uygun mesajlarla amerikan servis, tişört, bardak altlığı, föy, stensil gibi daha pek çok şey olabilir, bundan sonrası hepimizin hayal gücüne kalıyor aslında.
Sizden tek isteğimiz, bu malzemeleri kullandığınızda ya da gerçek hayatta karşınıza çıktığında, hemen bir fotoğrafını çekip, nerede olduğu bilgisiyle birlikte bize göndermeniz. Hareketin ne kadar yayıldığını görmek ve fotoğraflarla sitemizde sergilemek istiyoruz.
Kısıtlı sayıda malzeme elimizden bulunuyor. Bir süre için bize yazarak malzeme temin edebilirsiniz ya da doğrudan bu sayfadan indirip, kendiniz basabilirsiniz.

Link: SansüreSansür 04



Link: SansüreSansür 05



Viral malzemelerin hepsine ulaşmak ve indirmek için tıklayın.

21 Nisan 2009 Salı

Bebel Gilberto - Winter (Nuspirit Helsinki Remix)

Hazır bitmişken, kışla ilgili bir parça iyi gider diye düşündüm. Bebel Gilberto, asıl adı Isabel, New Yorkta doğmuş Brezilya kökenli, Bossa Nova ve caz müzisyeni, şarkıcısı. Yedi düvelden akan yetenek onu da baya ıslatmış doğrusu. João Gilberto ile yine şarkıcı Miúcha kızı. Amcası besteci Chico Buarque. Hal böyle olunca boş durmayan Bebel de De, Cazuza gibi isimlerle şarkı yazmaya başlamış, ödüller kazanmış, Arto Lindsay gibi isimlerin yönetmenliğindeki projelerde çalışmıştır. Sonradan da yine Arto Lindsay, Thievery Corporation, David Byrne, Towa Tei, Caetano Veloso ve Chico Buarque ile heyecan verici projeler üretmiştir. Dans hitleri yaratmıştır. Müziğinin insanlar üzerinde büyüleyici bir etkisi vardır. İşte bu büyünün etkisinde kalan elektronik müziğin güzide Finli grubu Nuspirit Helsinki de almış bu güzel kadının bu güzel "kış" isimli parçasını bir güzel remiks yapmıştır. Keyifli dinlemeler ve güzel bir bahar diliyorum sizlere.



Albumleri
De Tarde, Vendo O Mar (with Luizão Maia & Banzai) (1991)
Tanto Tempo (2000) Ziriguiboom / Crammed Discs
Bebel Gilberto (2004) Ziriguiboom / Crammed Discs
Momento (2007) Ziriguiboom / Crammed Discs

Remiks Albumleri
Tanto Tempo Remixes (2001) Ziriguiboom / Crammed Discs
Tanto Tempo (Special Remix Edition) (2003)
Bebel Gilberto Remixed (2005) Ziriguiboom / Crammed Discs

EPs
Bebel Gilberto (EP) (1986) / Warner
Bring Back The Love — Remixes EP 1 (2007) [digital-only]
Bring Back The Love — Remixes EP 2 (2007) [digital-only]
Live Session (iTunes Exclusive) - EP (2008) [digital-only]

04 Nisan 2009 Cumartesi

Emiliana Torrin, Jungle drums (Dumku dumku dum bum bum)



Hey, I'm in love,
My fingers keep on clicking to the beating of my heart.
Hey, I can't stop my feet,
Ebony and ivory and dancing in the street.
Hey, it's because of you,
The world is in a crazy, hazy hue.

My heart is beating like a jungle drum

Man, you got me burning,
I'm the moment between the striking and the fire.
Hey, read my lips,
Cause all they say is kiss, kiss, kiss.
No, it'll never stop,
My hands are in the air, yes I'm in love.

My heart is beating like a jungle drum

My heart is beating like a jungle drum

02 Nisan 2009 Perşembe

Air, Playground Love

Bugüne bir soundtrack parçası adıyorum. James Woods, Kathleen Turner, Kristen Dunst, Josh Hartnett gibi iyi oyuncuların oynadığı, Jeffrey Eugenides aynı adlı romanının sinema uyarlaması The Virgin Suicide filminin soundtrack parçası playground Love, Air'dan geliyor. Filmin bütün melankolik atmosferi başarıyla soundtrack'e yansıtmış Nicolas Godin ve Jean-Benoit Dunckel'dan oluşan, elektronica, downtempo, ambient, trip hop tarzda müzik yapan fransız grup. Air'ın albümleri ise şöyle: Premiers Symptômes (1997), Moon Safari (1998), The Virgin Suicides (2000), 10 000 Hz Legend (2001), Everybody Hertz (2002), City Reading (with Alessandro Baricco) (2003), Talkie Walkie (2004), LateNightTales (2006), Pocket Symphony (2007) Filmi, soundtrack'ini ve Air albümlerini tavsiye ederim.



I'm a high school lover, and you're my favorite flavor.
Love is all, all my soul.
You're my Playground Love.

Yet my hands are shaking.
I feel my body [remain tense?], no matter, I'm on fire.
On the playground, love.

You're the piece of gold the flushes all my soul.
Extra time, on the ground.
You're my Playground Love.

Anytime, anyway,
You're my Playground Love.

24 Mart 2009 Salı

Kari Rueslåtten, Other People's Stories


Büyülü sesi Norveç fjordlarından geliyor. (evet seviyorum ben norveçi. hem de çok) Trollferd parçasıyla hayatıma giren Kari, güzel sesiyle yaptığı yorumladığı parçalarının sözlerini de kendisi yazıyor tıpkı bestelerini yaptığı gibi. Geçmişinde The 3rd and the Mortal ile heavy metal (doom metal) türünde müzik yapmış. İlk solo albümünü 1997'de Norveççe çıkarmıştır. Tabii ki bu güzel sesle Norveç Grammy ödüllerine de aday olmuştur. Kendi müziğini popülerlik ve satış kaygısı olmaksızın yapmak için büyük çabalar harcamış olan Rueslåtten bu konuda da hayranlığımı kazanmıştır. Albümleri sırasıyla Sorrow (EP), Tears Laid in Earth (bu iki albüm The 3rd and the Mortal band ile), Spindelsinn (1997), Mesmerised (1998), Pilot (2002), Other People's Stories (2005). Şimdi sizleri son albümünün albüme adını veren güzel şarkısıyla başbaşa bırakıyorum. Ve bu albümün orjinal dilindeki versiyonunu da önemle tavsiye ediyorum.

Come take my hand and
We'll walk into the woods
This is my kingdom
Now this is your home

If you believe
Sometimes pretend
If you fight back
In the end you shall see
Whats its worth
Other peoples stories
They are just like mine
But for one thing
I did what they planned
In my darkest hour
I just killed 2 men
With a silver bullet
In the barrel of my gun

I should know better
By the age of 28
But I took the chance and
I never once looked back

If you believe
Sometimes pretend
If you fight back
In the end you shall see
What its worth
Other peoples stories
They are just like mine
But for one thing
I did what they planned
In my darkest hour
I just killed 2 men
With a silver bullet
In the barrel of my gun

And the sun climbs up over victoria hill
I will stop and take one last breath
Then they'll come for me

Other peoples stories
They are just like mine
But for one thing
I did what they planned
In my darkest hour
I just killed 2 men
With a silver bullet
In the barrel of my gun

I did it for you

22 Mart 2009 Pazar

Elliot Smith, Between The Bars

Elliot Smith asıl adı Steven Paul Smith 6 Ağustos 1969da doğmuş ve 21 Ekim 2003'te intihar ederek vefat etmiş. Amerikalı söz yazarı müzisyen Elliot Smith'i soundtrack hastalığım nedeniyle bir çok albümden biliyorsam da (American Beauty soundtrackinden Because sesini sonuna kadar açıp defalarca dinlediğim parçalardandı) asıl tanışmamız oslo'da oldukça gergin bir gecede olmuştu. Between the Bars adlı parçasının sözlerini dinledikçe bütün gamı kederi savmıştım o gece. Parçanın Good Will Hunting filminin soundtrack parçası olmasından daha büyük bir anlamı olmuştu böylece benim için. (My Misery bu soundtrackle asıl üne kavuşan ve en iyi parça dalında oscar'a aday olan parçasıdır bu arada) Madeline Peyroux yorumunu da en az orjinali kadar etkiliyor doğrusu. Müziğin ve sözlerin bu kadar güçlü anlamı olması çok etkileyici. Öyle ki hiç tanımadığınız bilmediğiniz belki milyonlarca insanın farklı zamanlarda, dünyanın her hangibir köşesinde yanında olmanızı sağlıyor. Fiziksel yakınlıktan daha zor olan tinsel bir birliktelikle üstelik. Bir insanın ruhuna dokunuyorsunuz. Hiç bilmeden. Elliot Smith'in kendi hayatı, alkol, uyuşturucu gibi sorunlarının hiç önemi yok. O, o sihirli sözleri yazan ve o güzel müzikle ruhuma dokunabilen nadir insanlardan biri. Belki böyle bir hayatı olmalıydı. Belki de daha farklı. Bu seçeneklerin pek de önemi yok bence. Fısıldayarak o güzelim parçaları söylemesi önemli olan. Bazı müzik videolarının insanların kendi hayal güçlerini öldürdüğüne inanıyorum REM solisti Michael Stipe gibi bu yüzden ilk olarak çok da iyi bir sahne performansı olmayan Elliot'ın orjinal sesiyle sonra da Good Will Hunting filminden görüntülerle hazırlanmış, soundtrack haliyle -parçayı daha iyi tanımanız için- başbaşa bırakıyorum. Yine de gözlerinizi kapatıp öyle dinlemenizi öneriyorum...

Between The Bars

Drink up, baby, stay up all night
the things you could do, you won't but you might
the potential you'll be, that you'll never see
the promises you'll only make

drink up with me now and forget all about the pressure of days
do what I say and I'll make you okay and drive them away
the images stuck in your head

people you've been before that you don't want around anymore
that push and shove and won't bend to your will
I'll keep them still

drink up, baby, look at the stars
I'll kiss you again between the bars where I'm seeing you
there with your hands in the air, waiting to finally be caught

drink up one more time and I'll make you mine
keep you apart deep in my heart separate from the rest
where I like you the best and keep the things you forgot

the people you've been before that you don't want around anymore
that push and shove and won't bend to your will
I'll keep them still

11 Mart 2009 Çarşamba

Bessie Smith - Baby Won't You Please Come Home 1923

Yenisi gelmeden, elimizdeki eskimeden bu güne/geceye ve Özge'ye bir Bessie Smith parçası armağan ediyorum. Özge'nin sözünü ettiği parçayı bulamadım ancak bu güzel sesli kadının birazdan dinleyeceğiniz, plak çıtırtılı parçası da sizlere fikir verecektir. iyi geceler, renkli rüyalar...

27 Şubat 2009 Cuma

Røyksopp, Happy Up Here

Kuzey Avrupa ülkeleri kadar müziklerini de seviyorum. işte bu gecenin parçası, Torbjørn Brundtland ve Svein Berge'in kurduğu, ilk albümleri Melody A.M.'i 2002'de çıkaran Norveçli elektronik müzik grubu Røyksopp'tan geliyor. Yönetmenliğini Reuben Sutherland'in yaptığı taze çıkmış klipleriyle başbaşa bırakıyorum sizi.

18 Şubat 2009 Çarşamba

JE T'AIME - LARA FABIAN LIVE

Lara Fabian, Flaman bir baba ve Sicilyalı bir annenin çocuğu olan, ismi Dr Jivago filminin tema muziginden esinlenilerek kariyeri belirlenen Lara Fabien, sarki soylemeye, dans etmeye ve piyano dersleri almaya cok kucuk yaslarda baslamis ve formal muzik egitimine 8 yasinda Bruksel Kraliyet Konservatuarinda baslamistir. Konservatuarda bulundugu 10 yil icinde kendi muzigini yazmaya ve soylemeye baslamistir. Laranin sarkilari buyuk olcude aldigi klasik vokal ve muzik teorisi egitiminden oldugu kadar, Barbra Streisand ve Queen gibi sanatcilardan da etkilenmistir. İlk singelini Fransiz sarkici Daniel Balavoine in anisina 1986 yilinda "L'Azziza Est En Pleurs" cikarmistir. 1988 yilinda, Irlandanin Dublin kentinde yapilacak olan 33. Erovizyon sarki yarismasin, Jacques Cardona ve Alain Garciac in yaptigi "Croire" (Guven) adli parca ile 4. olmustur. Lara Fabien'i bloga ekleme nedenime gelince, friend feed'ten takip ettiğim, Tunç Kılınç'ın Fikir Atölyesi'ne yüklediği ve benim gecelerdir durmadan dinlediğim bu etkileyici parçası, parça kadar da bu spontan etkileyici yorumudur. Dilerim benim kadar keyif alarak dinlersiniz, dilerim...


04 Şubat 2009 Çarşamba

Flogging Molly, Float

Flogging Molly çok sıklıkla dinlediğim bir tarzda müzik yapmıyor. Ancak Float adlı parçaları için Flynn tarafından yapılmış klip şahane. Last fmin söylediğine şuanda turnede olan Flogging Molly, Irlanda-Amerikan Punk müziği yapıyor. The Pogues, The Dubliners, Stiff Little Fingers, ve The Clash benzer grupları. Solist Dave King (kendisi eskiden heavy metal grubu Fastway vokalistiymiş) özellikle The Poguesten ilham aldıklarını söylüyor. Keyifli seyirler, iyi geceler...

06 Ocak 2009 Salı

Wanderlust -Björk (Ratatat Remix)

Bu güzel geceye blogumuzun daimi sesi Björk, wanderlust albümünden ratatat remix ile (klibi de cok seviyorum parca kadar) geliyor. Keyifli seyirler


Kaleido-Lapse from young elephant on Vimeo.

29 Kasım 2008 Cumartesi

Quantic, Time Is The Enemy & The Quantic Soul Orchestra, Feeling Good

Hayat haftasonu, tatil dinlemiyor; bedenimizi ve ruhumuzu elinde geldiği kadar yormaya devam ediyor. Yalnız değilim biliyorum. Bu yoğun cumartesi gününe, Quantic bize eşlik etsin, bir yandan da Soul Orchestra ile en azından ruhumuz dinlensin istedim...

Bana olamasa da en azından size keyifli cumartesiler..

Time Is The Enemy


Feel Good

22 Kasım 2008 Cumartesi

Husky Rescue , Diamonds in the Sky

Yaptıkları müzik için soğuk günlerin battaniyesi, gribal enfeksiyonların tylolhotı, kulakların pas gidericisi tabirleri çok yaygın olarak kullanılan Finli grup Husky Rescue bugünkü rüzgarlı cumartesi gününe, rüzgarın değil sakin bir vokalin, Reeta-Leena Korhola, ve ona eşlik eden yumuşak elektronik ritmlerin sizi uçurması dileğiyle tarafımdan adandı. Diğer elektronik müzik yapan benzerlerine nazaran çok daha farklı bir tarzları olan grup, Summertime Cowboy ve Nightless Night adlı parçalarıyla da oldukça tanınmakta ve beğenilmekte. İlginç ve incelenesi web sitesinden her türlü videoya ve bilgiye ulaşabilirsiniz, bir göz atın derim ben http://www.husky-rescue.com/

Keyifli cumartesiler..

20 Kasım 2008 Perşembe

Charlie Haden Quartet West

Efendim su guzelim persembe aksamina en cok Charlie Haden yakisir diye dusundum. Neden derseniz kendisi öncelikle önemli bir caz müzisyeni ve kontrbasçıdır. Üstelik sadece müzik yapmakla kalmamış, hayata bakışı, görüşü ve düşüncelerini, Amerikan yönetiminin iç ve dış politikalarına protesto niteliğindeki eleştirel yaklaşımını da müziğiyle duyurmuştur. Müzik hayatı boyunca garbarek, egberto gismonti, pat metheny, carla bley gibi ünlü müzisyenlerle çalışmaktan, albüm çıkarmaktan geri durmamıştır. 2005’te En İyi Latin Caz Albümü dalında Grammy Ödülü kazanan cazın usta basçısı Charlie Haden'ın kariyerinin temelini ise, 1986 yılında kurduğu, çağdaş cazın en önemli topluluklarından biri olan Quartet West topluluğu oluşturmaktadır. Afiyet olsun, keyifli dinlemeler...

15 Kasım 2008 Cumartesi

The Verve, Bittersweet Symphony

Dünkü Çellistabul konserinin etkisinden hala kurtulamadım galiba ki cumartesi gününe de böyle yaylılar kokan bir parça adadım senfoni tadında :)

1989 yılında İngiltere’nin küçük kasabalarından biri olan Wigan’da kurulan The Verve, 90’lı yılların Britpop akımında önemli rol oynayan gruplardan biri. "Vokalde müzik dünyasının en yetenekli isimlerinden biri olan Richard Ashcroft’un bulunduğu grubun kadrosunda, gitarda Nick McCave, basta Simon Jones ve baterist Peter Salisbury yer alıyordu ilk başlarda. Bunu belirtmeliyim çünkü grup içerisinde anlaşmazlıklar yüzünden sürekli ayrılmalar, sonra yeniden gruba dahil olmalar The Verve'nin kaderinde süreklilik arzetmekte. 1999 yılındaki dağılmadan sonra, 2007 de tekrar fakat bir eksikle, Simon Jones, biraraya geldiler. Hala da öyleler (sanırım dağılmadılarsa :)
“The Bittersweet Symphony” oldukça ses getiren “Urban Hymns” albümlerinin hit parçası ve bir özelliği de “The Rolling Stones”un “The Last Time” parçasının bir bölümünün şarkıda sample olarak kullanılması!
Yağmurlu ve kapalı bir cumartesi olacağını düşünüyorum ve bu hava için şiddetle tavsiye ediyorum, lütfen şarkınızı dinlerken, bol kremalı kahvenizi avuçlarınızla kavrayıp pencerenize yanaşın ve gri gökyüzüne bakıp şööyle derin bir nefes alın ve ardından kahvenizden bir yudum..ve bir yudum daha..
Ne keyiftir!!

Size de keyifli cumartesiler..



14 Kasım 2008 Cuma

Vanessa Da Mata Feat Ben Harper, Boa Sorte

Bir arjantinli müzisyenin üstüne bir de brezilyalı eklemezsem kendimi sevgili Lilian'a karşı suçlu hissederdim :)) Vanessa Da Mata 1976 doğumlu, brezilyalı MPB şarkıcısı ve şarkı yazarı. Henüz üç tane albümü var. İlki 2002'de çıkmış, Vanessa da Mata, ikincisi Essa Boneca Tem Manual, 2004, ve son olarak da 2007'de çıkan Sim. Bu güzel cuma gününe, şu sıralar radyoların da keşfetmiş olduğu bu güzel sesli kadının Ben Harper'la yaptığı düeti adıyoruz. Sizlere de böyle bir cuma akşamı diliyoruz...

13 Kasım 2008 Perşembe

Federico Aubele, Postales

Bu güzel ve buz gibi perşembe gününe, Arjantin'li, besteci, şarkıcı Federico Aubele'nin Postales parçasını adıyorum. Kendisi Gotan Projects, Thievery Corporation, Si*Se, Tosca, Wax Poetic gibi sanatçılarla benzer müzik yapmakta, jamaika'dan dup ve reggae, amerikadan ambient ve hiphop, meksikadan bolero ve çok doğal olarak kendi memleketinden tangoyu alıp harmanlayıp biz sevgili dinleyicilerine sunmaktadır. Amatör müzisyen annesinin de etkisiyle, 12 yaşından beri müzikle uğraşan Federico Buenos Aires de doğmuş ancak hala 2001'de taşındığı Berlin'de yaşıyor.



hamiş: dedikodulara göre 2001'deki Arjantin ekonomik krizinden kaçmış almanyaya. ama ne çare? 2008'de kriz onu orada da buldu

10 Kasım 2008 Pazartesi

Atatürke Layık Olmak

10 kasım olunca tarih, geçenlerde gittiğimiz bir konserden söz etmek istiyorum tekrar. Cumhuriyetin ilanının ardından Atatürk'ün ilk yaptığı işlerden biri Musiki Muallim Mekteplerini kurmak olmuş (1930). Bu okullara dünyanın sayılı müzisyenleri davet edilmiş ve ders vermeleri sağlanmış. Faik Canselen bu okulların 2. mezunlarından. Çanakkale'de Müzik öğretmenliği yaptığı yıllarda, Cumhuriyet Gazetesi tarafından açılan, jürisinde ünlü rus besteci Dimitri Shostakovich'in de yer aldığı beste yarışmasında birincilik kazanmış. Gittiğimiz konserde, Anadolu Universitesi Senfoni Orkestrası, sevgili arkadaşım Burak Tüzün'ün şefliğinde, 100 yaşındaki bestecimiz Faik Canselen'in "6. duyuşlar" suitinin ve S.Doğu'nun "Şeytanın Günlüğü" bestelerinin ilk seslendirilişini ve CD kayıtlarını gerçekleştirdi. F.Canselen "6. Duyuşlar" Suitini senfoni orkestrasına ve eseri gün yüzüne çıkarıp, üzerinde çalışarak seslendiren orkestra şefi ve ASO'nun müzik yönetmeni Burak Tüzün'e armağan etti. Çok duygulu bir andı.

Cumhuriyet tarihinin bu önemli ve ne yazık ki hakettiği değeri görmemiş bestecisini, gözlerimiz dolu, dakikalarca ayakta alkışladık. Bir müzik öğretmeni düşünün ki böyle bir başarıya imza atsın. ve unutulsun gitsin 1960 yılında 1.lik ödülü kazanan eserinin son suitini besteleyip, bir daha da beste yapmasın! Sevgili Müge'nin özrünü okuduktan sonra ben de Faik Canselen'den özür dilemek istedim. Evet o, konser gecesi 100 yıldır onu taşıyan bacaklarının güçsüzlüğüne inat oradaydı. Heyecanı bizimkinden kat kat fazlaydı. 28 yıl sonra bestesini ortaya çıkarıp, seslendiren orkestra şefini şevkatle kucakladı. Cdleri çıkacaktı yakında. Takdir görüp ödül kazanmış bestesi nihayet dinleyicilerine ulaşacaktı. Ama biz ona hala bir özür borçluyuz. Onu 28 yıldır bekletiğimiz için, 28 yıldır beste yapmasına neden olacak tek bir motivasyon kaynağı yaratamadığımız için. Kimbilir neler olurdu diye düşünüyorum. Neler olurdu Faik Canselen beste yapmaya devam etseydi, biz onun ve Musiki Muallim Mekteplerinde eğitim görmüş diğer öğretmenlerin kıymetini bilseydik. Neler olurdu kim bilir?



açıklama notu: Cabbar misafir, ev sahibi uyurken dekorasyonu degistirmiş.

09 Kasım 2008 Pazar

Ferhat Göçer, Gül Ki

Ferhat Göçer Şanlıurfa doğumlu bir Cerrah ve Tenor. Çoğumuz kendisini bir anda hayatımıza girdi, gül gibi mesleği bıraktı şarkıcı oldu diye söylese de aslında kendisinin sahne hayatı 1994 yılında başlamış.

Konservatuar arkadaşlarıyla Turkuaz adında bir grup kurmuştur. Fakat grup içerisinde ki aktifliği sayesinde öne çıkması sonucunda (1997) başka gruplar ile projelerine devam etti.

Anadolu ezgilerini, evrensel senfonik dünya müziği ile kaynaştırarak farklı ve keskin tarzların duygusal çatışmalarının bütünlüğünü ortaya çıkarmak ve bunu Anadolu'da olgunlaştırdıktan sonra dünyaya sunma hedefini taşıyan Ferhat Göçer, "Anadolu Aryaları" adlı projesi ile İstanbul'dan, Diyarbakır'a, Gaziantep'ten İzmir'e, Ankara'ya uzanan konserler gerçekleştirdi.

Yakın dostlarımın bildiği üzere filmlerde ki aşkı yaşama peşinde olduğumdan oldukça duygusal bir adam oluverdim şu aralar. İstiyorum ki haftanın bu güzel gününü sevdiğinize, sevdiklerinize adayın. Şarkılar söyleyin, söylettirin.

Unutmayın! İnsan en çok sevgilisini en uzun da annesini sever.


James Blunt, 1973 & Wisemen

Bir sabah arkadaşımın solukla koşarak geldiği ve şahane bir parça buldum diyerek heyecanını yansıttığı adam James Blunt ve You're Beautiful parçasıydı. O an keşfetmiştim ve hayranı olmaya başlıyorum.


Nasıl arabesk insanı içmeye meğilli ediyorsa bu adamın sesi de sizi duygusal düşüncelere yönlendiriyordu.


Hakkında söylecek pek birşeyim yok! Müthiş, şahane bir kişilik. Her iki parça da birbirinden güzel. Wisemen hakkında aktarmak istediğim birşey vardır ki Ibıza'da Canlı Performansı sırasında bu parçayı öyle bir söylüyordi ki işte bu diyorsunuz. Alıp götürüyor sizi.






Wisemen
Yükleyen HBK557

Snow Patrol, Chocolate & Chasing Cars

1994 yılında Shrug ismiyle üniversite şenliklerinde ve çeşitli barlarda çalan grup daha sonra isimlerini Polar Bear olarak değiştirdi. 1997 yılının ortalarında üç şarkılık bir EP yayınladılar. Daha sonra Jane’s Addiction bas gitaristi tarafından aynı isimli bir grup olduğunu öğrendiler ve tekrar isimlerini değiştirerek bugün bildiğimiz Snow Petrol adını aldılar. Hemen ardından bu isim altındaki ilk, grup olarak ikinci EP’leri Little Hide’ı yayınladı. Gözardı edilemeyen single başarılarının ardından, grup televizyonlarda boy göstermeye başladı.


1998’de ilk MTV röportajlarını yaptılar ve Jeepster Records belgeselinde yer aldılar. Aynı plak şirketinden iki albüm çıkartan Snow Petrol’un ilk albümü “Songs For Polarbears” 31 Ağustos 1998’de, ikinci albümleri “When It’s All Over We Still Have To Clear Up” ise 5 Mart 2001’de çıktı. Her iki albümün tüm söz ve besteleri vokal Gary Lightbody’e ait.


Asıl başarılarını iki albüm sonrasında değiştirdikleri plak şirketinden 2003 yılında çıkan albümleri “Final Straw”la yakaladılar. Albümden çıkan ilk single “Run” İngiltere single listesine 5. sıradan girerken, albüm de Ivor Novello ödülünün sahibi oldu. “Run”ın başarısını, “Chocolate”, “Spitting Games” ve “How To Be Dead” hiç bozmadan takip etti. 2004 yılında Amerikada yayınlanan “Final Straw”, Amerika’da satan 26. en popüler İngiliz albüm olma özelliğine sahip. 2005 yılında U2’nun Vertigo turnesinde ön grup olarak sahne alan Snow Patrol, Live 8’de de yer aldı.

(daha fazlası için buradan lütfen!)


Efenim kendi yorumlarım ile katkıda bulunacak olursam her iki parça da enfes! Özellikle Chocolate'ın klibi o kadar anlamlı ki bazı şeyleri yeniden düşünmek için fırsat veriyor.





08 Kasım 2008 Cumartesi

Travis, Quicksand and My Eyes

Uzunca bir arayış ve karar verememe sürecinden sonra bugünün Travis günü olmasına müthiş bir özveriyle karar verebilmiş durumdayım. Bu kadar özverili bir süreçten sonra da sonucun kötü çıkması imkansız olmalı :)

Travis, 1990 yılında kurulmuş bir İskoçyalı Rock Grubu. Coldplay'dan sonra zevkle ve arda arda defalarca dinleyebileceğim bir tarz onlarınki de.. Altı adet albümleri ve pek çok da single çalışmaları bulunmakta. Dillerden düşmeyen parçaları arasında" Why does it rain on me?" ve "Sing ya da Side" ilk sıralarda..Hatta
küçük bir anektod; Travis, 1999’da Glastonbury Festivali çerçevesinde sahnede Why does it rain on me?yi söylerken oldukça sıcak bir hava olmasına rağmen, şarkının ilk satırlarıyla beraber yağmurun yağmaya başlamasıyla ünü iyice artmış.. :)

Bu tatil kokan harika, her ne kadar hava geçen haftaya göre kapalı olsa da, cumartesi gününe hareketli bir hatta iki Travis parçası adıyorum..

Travis, Quicksand Dailymotionda videosuna ulaşamadığımız için videosuz maalesef ama yine de bu harika piyano, keman ve gitar üçlemesinden oluşan parçadan sizi ve kendimi mahrum edemedim..Desteğinden ötürü teşekkürler MO




ve My Eyes.. Güzel ve keyifli cumartesiler...

03 Kasım 2008 Pazartesi

Kylie Minogue, Blue Monday

sevdiğimden, dinlediğimden değil, pazartesiyle ilgili bir parça ararken bulduğumdan bu pazartesiye Kylie geliyor. Blue Monday ile... avusturalyalı bastı bacak Kylie Minogue, memleketlisi Nick Cave ile yaptığı düet sayesinde sempatimi kazandığından bu düeti de bu pazartesiye adamadan geçemiyorum...


Where the wild roses grow...

02 Kasım 2008 Pazar

Simply Red, Sunrise

Evvel zaman önce bu klibi ilk izlediğimde Mick Hucknall'ı kör zannetmiştim. Öyle bir bakıyor ki (ne derdi varsa artık) derinler de kaybolup gidiyor sanki.

Simply Red 80'lerin ortasında kurulmuş ve 90'lara kadar popüler olmuş bir gruptur. 1985 yılında Mick Hucknall tarafindan eli ayağı düzeltmiş olan grup yine aynı zatı muhteremin (grubun ismi kızıl saçlarından ilham alınarak konulmuş) aşık olmasından sonra tuhaf parçalara imzasını atmıştır. An itibari ile 10 albümleri bulunmaktadır ve hepsi birbirinden güzeldir. Benim en çok beğendiğim 2003 yılında çıkardığı Home albümüdür. Sunrise'dan sonra dinlenesi en ihtimal parça da albüm ile aynı adı taşıyan Home parçasıdır.

"Sunrise" ise yeni nesiller ile Simply Red'in tanışmasını sağlayan bir yaz hiti olarak dünyada büyük kabul görmüş ve Billboard listelerinde, uzun bir aradan sonra 1 numaraya çıkan yeni Simply Red çalışması olmuştur.

Parçaya gelecek olursak göreceğiniz üzere pek bir ateşli. Ne kadar kış geliyor olsa da içiniz kararmasın. Hazır fırsat haftasonu son ses açın ve güneşinizi sevdiğinizde arayın. Hediye edin, ilham alın :)

(Konukların kraliçesi Nursel'den sonra yer almakla cüretkar davrandık. :) Pek bir zevkli ve şirindir kendisi. Takip edin!)